Ana Sayfa Guncel Asayiş Siyaset Ekonomi Eğitim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Araştırma İnceleme Bölgeden Türkiye Teknoloji
Erzurum konut kredisi kullanımında ilk sırada
Erzurum konut kredisi kullanımında ilk sırada
Erzurum 6 ayda 174.8 milyon taşıt kredisi kullandı
Erzurum 6 ayda 174.8 milyon taşıt kredisi kullandı
Erzurum’un sektörel ihracat performansı açıklandı
Erzurum’un sektörel ihracat performansı açıklandı
Göztepe'den hazırlık döneminde 7 maçta 6 galibiyet
Göztepe'den hazırlık döneminde 7 maçta 6 galibiyet
BJK Hradec Kralove maçı hazırlıklarına başladı
BJK Hradec Kralove maçı hazırlıklarına başladı

İslamhan Bulutlar

4 Şahit mi Yapay Zeka mı?
10 Ağustos 2026 Pazartesi

İnsan, eskiyi eskidiği için küçümsemeye başladığı gün, yeninin esiri olur.

Bir zamanlar zina isnadı için dört şahit arandı. Dört göz değil; dört insan… Gördüğünü söyleyecek, söylediğinin mesuliyetini taşıyacak dört insan. Öyle ağır bir ispat kapısı kurulmuştu ki, aslında yalnız suçun tespiti değil, insan şerefinin uluorta çiğnenmesi de engelleniyordu.

Sonra kamera geldi.

Modern insanın gözleri parladı:

— İşte hakikat!

Mercek gördüyse mesele bitmişti. Görüntü varsa şahit niye lazımdı? Teknoloji yalan söylemezdi. Pikselin hafızası insanın hafızasından sağlam, makinenin gözü insanın gözünden tarafsızdı.

Çağdaş dünyanın büyük yanılgılarından biri burada başladı: Vasıtayı hakikatin kendisi zannetmek.

Aradan zaman geçti.

Yapay zekâ geldi.

Şimdi olmayan insanları konuşturabiliyoruz. Söylenmemiş sözleri söyletiyor, yaşanmamış hadiselerin görüntülerini üretiyor, hiç bulunmadığımız odalarda bizi dolaştırabiliyoruz. Birkaç saniyelik görüntü, birkaç fotoğraf, biraz ses kaydı… Gerçeğin suretini yapmak için gerçeğe ihtiyaç giderek azalıyor.

Dün:

— Kameraya bak, hakikat orada!

diyen insan, bugün kameraya bakıp soruyor:

— Acaba gerçek mi?

İşte çağın trajikomik macerası!

İnsan, dört şahitten kurtulmak için makineye sığındı; makineden kurtulmak için yeniden şahide muhtaç hâle geldi.

Çünkü mesele hiçbir zaman yalnızca “görmek” değildi.

Mesele şahitlikti.

Şahitlik, gözün gördüğünden ibaret değildir. Şahit, gördüğünün arkasına kendi namusunu koyan insandır. “Ben gördüm” dediği anda yalnız karşısındakini değil, kendisini de hükmün içine sokar. Yalan söylüyorsa bunun ahlâkî ve hukukî bedelini üstlenir.

Kamera ise utanmaz.

Dosya mahcup olmaz.

Pikselin vicdanı yoktur.

Yapay zekânın ise yemin edeceği bir mukaddesatı bulunmaz.

Modern çağ, hakikati insandan kurtarıp cihaza teslim etmek istedi. Şimdi cihazın ürettiği hakikatten insanı nasıl koruyacağını düşünüyor.

Ne garip dönüş!

Belki de eski hukuk sistemlerinin bazı hükümlerini değerlendirirken yaptığımız en büyük hata, onları yalnız teknik kurallar olarak okumamızdı. Dört şahit meselesine sadece “delil toplama yöntemi” diye baktığımızda onun arkasındaki başka bir maksadı gözden kaçırıyoruz: İnsanın mahremiyetini, haysiyetini ve toplum içindeki itibarını bir iddianın insafına bırakmamak.

Çünkü bazı suçlamaların beraati bile insanı eski hâline döndürmez.

Bir insan hakkında ortaya atılan görüntü sahte çıkabilir; fakat o görüntünün bıraktığı leke yıllarca gerçek kalabilir.

Yapay zekâ çağının en büyük meselesi belki de budur:

Sahte delil, gerçek hüküm doğurabilir.

Deepfake denilen şey yalnız teknolojik bir oyuncak değildir. Hukukun kapısına bırakılmış saatli bir bombadır. Yarın bir siyasetçinin rüşvet aldığı, bir hâkimin pazarlık yaptığı, bir gazetecinin para aldığı yahut sıradan bir insanın işlemediği bir fiili işlediği kusursuz görüntülerle “ispatlanabilir”.

O zaman ne diyeceğiz?

“Görüntü var!”

Yetmeyecek.

“Ses kaydı var!”

Yetmeyecek.

“Fotoğraf var!”

O da yetmeyecek.

Çünkü artık görüntünün varlığı, olayın varlığı demek değildir.

Teknoloji ilerledikçe insanın hakikate ulaşması kolaylaşacak sanıyorduk. Meğer teknoloji ilerledikçe hakikatin taklidini yapmak kolaylaşıyormuş.

Ve insanlık, koşarak uzaklaştığı bazı eski kapıların önüne başka bir yoldan yeniden geliyor.

Mütekaddimîn orada duruyor.

Asırlardır.

Elinde kamera yok.

Sunucusu yok.

Algoritması yok.

Fakat insana dair bildiği çok eski bir hakikat var:

İddia kolaydır.

İspat ağır olmalıdır.

Çünkü hüküm vereceğiniz şey bir dosya değil, insandır.

İşte mütekaddimîne sırtını yaslamanın dayanılmaz dinginliği biraz da burada…

Her yeni icatta eskiyi çöpe atmak zorunda değilsiniz.

Bazen dünya dönüp dolaşır ve büyük bir gürültüyle, küçümsediği ihtiyatın kapısına yeniden gelir.

 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
YAZARLAR
İslamhan Bulutlar
İslamhan Bulutlar
4 Şahit mi Yapay Zeka mı?
Talat Paşa Aydemir
Talat Paşa Aydemir
Sözün de bir ahlakı var
Ahmet Göksan
Ahmet Göksan
Kararın Barışı
Ö. Faruk Kayaalp
Ö. Faruk Kayaalp
Erzurumspor ve Bilgilendirme Yaklaşımı!
Can Umut Avcıgil
Can Umut Avcıgil
Vicdanın Sesi Kısılırsa
Ali Kemal Koçak
Ali Kemal Koçak
Dede Korkut'u Anlamak, Ortak Geleceği İnşa Etmektir
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
ANKET
Erzurum’un 2026 Beklentileri:

Göçün durması
Hızlı Tren
Doğalgaz ve enerjide indirim
Stadyum
Direkt uçak seferlerinin artırılması
Erzurumspor’un Süper Lige yükselmesi
2. OSB’nin tam kapasiteye ulaşması
Yatay yapılaşmaya geçilmesi
Tarımsal sanayi yatırımları


Sonuçları göster Anket arşivi
ARŞİV
Ana Sayfa Guncel Asayiş Siyaset Ekonomi Eğitim Kültür-Sanat Sağlık-Yaşam Spor Araştırma İnceleme Bölgeden
KünyeKünye FacebookFacebook TwitterTwitter Günün HaberleriGünün Haberleri