Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin ve İslam âleminin Mevlid-i Nebi Haftası'nı tebrik etti, salondaki katılımcılara davete icabet ettikleri için teşekkür etti.
Ülkenin ve dünyanın farklı yerlerinde kendilerini takip eden, şu anda aralarında olmasalar da gözü, gönlü, kulağı burada olan tüm kardeşlerine selamlarını ve sevgilerini gönderdiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Böylesine güzel bir programda bizleri buluşturan, rahmetiyle, lütfuyla, keremiyle kalplerimizi birbirine ısındıran Cenabı Allah’a sonsuz şükürler olsun. Âlemlere rahmet, insanlığa hidayet, müminlere güzel ahlakın en yüksek timsali olarak gönderilen, ümmeti olmakla şeref duyduğumuz Peygamber Efendimize salat ve selam olsun. İki cihan serverini dünya gözüyle gören, onun etrafında yıldızlar gibi hale ve halka oluşturan ali'ne, ashabına ve ehl-i beytine selam olsun. Fahri Kainat Efendimizin izinden giderek asırlardır ümmete hizmet eden, yol gösteren, felaha susayan gönülleri irşad eden âlim ve ariflerimizin, kalp ve ilim ehlinin mübarek ruhları şad olsun. İslam'ın izzetini her şeyin üstünde tutan, ilayi kelimetullah davası uğruna canlarını ortaya koyan, vatanı, milleti, ezanı, bayrağı, devleti ve ümmeti için her türlü cevrü cefayı, zorluğu göze alan kahraman şehitlerimizin, gazilerimizin o mücadele ve mücahede erlerinin aziz ruhları şad olsun diyorum."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Müslümanlar olarak hafta başında Leyle-i Mevlid'i bir kez daha idrak ettiklerini hatırlatarak, kurtuluş vesilesi olarak yeryüzünü teşrif eden Hazreti Peygamber'in veladetinin bir seneidevriyesine daha erişmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, gerek dualarıyla gerek ibadetleriyle o mübarek geceyi anlamına ve mehabetine uygun şekilde hissetmeye, değerlendirmeye çalıştıklarını söyledi.
Bu vesileyle Veladet-i Nebi'nin 1501. yıl dönümünün ülke, millet ve başta mazlumlar olmak üzere tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, "Şunu öncelikle ve özellikle ifade etmek istiyorum. Veladet-i Nebi, yüce Allah'ın sonsuz rahmetinin bu dünyadaki en güzel tecellisidir. Efendimizin bu âleme doğuşu, insanoğlunun kâinattaki yerini, yaratılış gayesini ve istikametini yeniden keşfetmesinin başlangıcı olmuştur. Hani merhum Süleyman Çelebi Mevlid-i Şerif'inde diyor ya, 'Belirince işaretleri dünyada Mustafa'nın, tuttu cihanı baştanbaşa nuru Mustafa'nın.' İşte beşeriyetin inanç ve ahlak bakımından zifiri karanlığın pençesinde olduğu bir çağda Hatemül Enbiya Efendimiz insanlığın ufkunu nebevi bir nurla doldurmuştur" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Peygamber aşkı, peygamber sevgisi müminlerin gönlünde nesillerden nesillere aktarılan en kıymetli miras olmuştur. Bu sevda İslam ile müşerref olduğu ilk günden itibaren milletimizin de kalbinde müstesna bir yer tutmuştur" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ecdadın asırlar boyunca din-i mübin-i İslam'ın sancaktarlığını yaptığını ve İslam peygamberi Hazreti Muhammed'e duyduğu aşk ve muhabbeti tertemiz bir imanla koruduğunu belirtti.
Merhum Nihat Sami Banarlı'nın çok anlamlı bir tespitini paylaşmak istediğini belirten Erdoğan, özellikle gençlerin ve yeni yuva kuran çiftlerin bu hatırayı çok iyi dinlemesi ricasında bulundu.
“RESUL-İ EKREM'E OLAN SADAKATİMİZ MİLLÎ SECİYEMİZDE, DİLİMİZDE, EDEBİYATIMIZDA, KÜLTÜR VE SANATIMIZDA TEZAHÜR ETMİŞTİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk edebiyatının önemli isimlerinden merhum Banarlı'nın, kırdan kente göçün başladığı yıllara ait şu anısını paylaştı: "Anadolu'nun çeşitli bölgelerinden İstanbul'a, Ankara'ya ve başka büyük şehirlere göç eden halkımız var. Bunlar ailece gelip apartmanlarda kapıcılık, iç hizmetleri ve başka işler yapıyorlar. Bilhassa kadın adları dikkatimi çekiyor. Gül, Yaz Gülü, Gülşah, Gülşan, Güldalı, Güldane, Gülizar, Kırgülü, Gülbeyaz hatta erkek adı olarak da bazen Gülbey bu güllü isimlerin Anadolu'muzu gül bahçelerine çeviren güzel adların bu derece ısrarla niçin konulduklarını ben biliyorum ama yine de bilmezlikten gelerek soruyorum. Sizin oralarda gül bahçeleri çok olmalı. Köy evlerinin bahçelerinde çok mu çiçek yetiştirirsiniz? Adı Güldalı olan hanım cevap veriyor. 'Hayır, Bey, bizim oralarda çiçek bahçesi ne gezer? Biz toprağı tarla diye kullanırız.' Peki, kızlarınıza bu kadar çok ve güzel gül adlarını güle hasret duyduğunuz için mi koyuyorsunuz? 'Hayır, Bey, bizim hasret duyduğumuz başkadır. Bizim oralarda inanılır ki gül Hazreti Muhammed'in remzidir.'
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gül Muhammed teridir" diyen Yunus Emre gibi büyük bir şairin bu milletten ve bu topraklardan çıkmasının boşuna olmadığını aktararak, "Bizim Resul-i Ekrem'e olan sadakatimiz yalnızca millî seciyemizde değil, dilimizde, edebiyatımızda, kültür ve sanatımızda da tezahür etmiştir. Süleyman Çelebi'nin kalbinden beyitlere dökülen Mevlid-i Şerif, yüzyıllardır Efendimize duyulan hürmetin ortak sesidir. Fuzuli'nin Su Kasidesi, Resul-i Kibriya'nın bastığı toprağa ulaşma arzusuyla yanıp tutuşan bir gayenin, böyle bir gayretin ifadesidir. Şairlerimizin, ediplerimizin, hatta padişahlarımızın Efendimize ithafen yazdığı naat-ı şerifler, milletimizin hak yolundaki adanmışlığının en veciz nişaneleridir" ifadelerini kullandı.
Gönlü Peygamber aşkıyla yanan isimlerden birinin de merhum Mehmet Akif İnan olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İnan'ın Hz. Peygambere olan bağlılığını ifade ettiği şu mısraları aktardı: "Özgürlük menşurum, kanatlarımdır toprağım/Devletim, bayrağım sensin/Maddemsin, manamsın, varım yoğumsun/Ufkumsun, yakınım, uzağım sensin/Annem, babam, atam, kardeşim, yavrum/Evim, barkım, bahçem ve bağım sensin/Seslerin kalbimin dudaklarında/Zamanım, dönemim ve çağım sensin/Ümidim, cihadım, şafağım sende/Hicretim, menzilim, durağım sensin/Seninle olmaktır ahdim, yeminim/Ordum, emirim ve otağım sensin."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, övünçleri, şerefleri, sözleri ve yegâne önderleri Resul-i Ekrem Efendimizi bir kez daha kemal-i hürmetle yâd ettiğini belirterek, Allah'ın kendilerini adı güzel, kendi güzel Muhammed'in yolundan ayırmaması temennisinde bulundu.
Az önce hocanın huşu içinde okuduğu ve kendilerinin de inşirah bularak dinlediği Ahzab Suresi'nden Allah'ın "İçinizden Allah'ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar, Allah'ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki Resulullah'ta güzel bir örneklik vardır" dediğini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Gönüller Sultanı, nübüvvetinden önce de ahlakı ve erdemiyle tebarüz etmişti. O, her şeyden evvel etrafındakilerin kendisinden emin olduğu Muhammedü'l-Emin'di. Duruşuyla, tavrıyla, sözü ve yaşantısıyla mütekemmil ahlakın, en yüksek değerlerin tecessüm etmiş hâliydi. Güzel ahlakı tamamlamak için gönderilen Efendimiz bir hadis-i şerifinde kendisinin bu misyonunu şöyle ifade etmişti, 'Benim ve benden önceki peygamberlerin durumu, bir ev inşa eden kimseye benzer. O kimse evi güzelce yapıp mükemmel hâle getirmiş, fakat bir köşede sadece bir tuğla yeri boş kalmıştır. İnsanlar bu evi dolaşırlar, ona hayran olurlar ve şöyle derler, keşke şu tuğla da yerine konulmuş olsaydı, işte ben o yeri boş bırakılan tuğlayım, ben peygamberlerin sonuncusuyum.' Hatemü'l-Enbiya diyor ya. O tuğladaki bir toz zerresi olabilmeyi, Kur'an ve sünnetin ışığında ahlak-ı haseneyi kuşanabilmeyi Rabb'im hepimize nasip eylesin diyorum."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Müslümanlar olarak şahsi yaşantıda, iş ve aile hayatında, toplumla ve tabiatla kurulan ilişkilerde bu ahlakın rehber edinilmesi gerektiğini vurgulayarak, şunları kaydetti: "Kur'an ve sünnetin kılavuzluğunda ahlak-ı hamidiyyeyi, ahlak-ı haseneyi hayatımızın merkezine koymak durumundayız. Bu inancı ve bu kararlılığı her birimizin kuşanması gereklidir. Fakat bu anlayışı öncelikle kendi hayatımıza hâkim kılmamız gerekir. Çocuklarımızı ve gençlerimizi Efendimizin örnek ahlakıyla tanıştırmamız, onları Resul-i Kibriya'nın temsil ettiği değerlerle buluşturmamız hayati bir meseledir. Ancak bu şekilde kalplerimizde filizlenen, ailemizde yeşeren ve milletimizde boy veren kıymet hükümlerini bütün insanlığa ulaştırabiliriz."
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şurası da mühimdir, aktörler ve senaryolar değişse de iyi ile kötünün mücadele ettiği ve sonunda inşallah iyilerin galip geleceği tarihi bir dönemi yaşıyoruz. Filistin'den Lübnan'a, Sudan'dan Somali'ye kalbimizin attığı coğrafyaların önemli bir kısmı yıllardır krizle, savaşla, istikrarsızlıkla boğuşuyor" diye konuştu.
“İSRAİL, KOMŞULARINDAN BAŞLAYARAK TÜM BÖLGEMİZİ İSTİKRARSIZLIĞA SÜRÜKLEMEK İÇİN HER TÜRLÜ TAHRİKİ DENİYOR”
Her şeyden habersiz masum yavruların göz göre göre hedef alındığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyayı tanımadan, daha ne olup bittiğini anlamadan bebekler, çocuklar göğ ekinler gibi toprağa düşüyor. Kadınlar, yaşlılar, sağlık çalışanları, yardım görevlileri savaş ve çatışma ortamlarında değil, sivil yerleşim yerlerinde bombalarla katlediliyor. Soykırım şebekesinin dünyanın en büyük çocuk mezarlığına çevirdiği Gazze'de uçurtmalar bile tehdit olarak görülüp engelleniyor. Sadece Filistin'de milyonlarca kardeşimiz en temel ihtiyaçlardan yoksun bir şekilde çok zor şartlar altında hayatta kalmanın mücadelesini veriyor" şeklinde konuştu.
Lübnan'da 1,3 milyon kişinin İsrail yönetiminin saldırıları sebebiyle evini ve barkını terk etmek zorunda kaldığını, 4 binden fazla insanın öldürüldüğünü, çoğu çocuk ve kadın 12 bini aşkın Lübnanlının yaralandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "İsrail'in savaş bağımlısı mevcut hükûmeti komşularından başlayarak tüm bölgemizi istikrarsızlığa sürüklemek için her türlü tahriki deniyor. Siyonizm denilen radikal, işgalci, soykırımcı ideoloji sadece komşularının huzuruna kastetmiyor, bölgesel barışı ve insani değerleri savunan herkesi hedef alıyor. Biz de siyonizmin yayılmacı emellerine dikkat çekerken bunu kendimiz için değil, hangi inanca mensup olursa olsun bölgedeki tüm halklar adına, insanlık cephesi adına yapıyoruz. Kardeşlerim, daha önce de ifade ettim, bugün tekrar söylüyorum. Yakın tarihte Hitler'e, Pol Pot'a ve diğer gözü dönmüş zalimlere yönelik sessizliğin bedelini maalesef siviller ödemek zorunda kaldı. Hitler'in toplama kamplarında, Pol Pot'un ölüm tarlalarında farklı kökenden, farklı inançlardan milyonlarca insan soykırıma uğradı. Ne yazık ki o dönemde insanlık olan biteni seyretmekle kaldı. Bugün aynı hata Gazze'de, Batı Şeria'da, Lübnan'da tekrarlanıyor. Soykırım şebekesinin bu kural tanımaz, hukuk tanımaz, ilke, değer, sınır tanımaz politikalarına dünyadan gerekli reaksiyon gösterilmiyor."
Ne küresel yapıların ne de uluslararası toplumun dün olduğu gibi bugün de katliamların önüne geçecek güçlü bir iradeyi ortaya koyamadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şu gerçeğin artık fark edilmesi gerektiğine inanıyorum. Müslümanlar olarak başkalarına umut bağlamakla hiçbir yere varamayız. Biz güçlü olmak, caydırıcı olmak, hak ve hukukumuzu birlikte savunmak, bölgemizde barışı ve güvenliği birlikte inşa etmek mecburiyetindeyiz. Bunun için ittifakta hayır vardır diyor, hem kendi içimizde hem de İslam dünyasında ittifakları büyütmeye, ihtilafları azaltmaya çalışıyoruz. Asırlar boyunca tarihe yön, cihana nizam vermiş Ümmet-i Muhammed'in bir duvarın tuğlaları gibi birbirine yeniden kenetlenmesini arzu ediyoruz. Müslümanlar olarak birbirimize inanarak, birbirimize dayanarak, omuz omuza, yürek yüreğe vererek istikbale hep beraber yürüyelim istiyoruz" ifadesini kullandı.
“BÜTÜN GAYRETİMİZ COĞRAFYAMIZDA HUZUR VE GÜVEN İKLİMİNİN İNŞASI İÇİNDİR”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütün çabalarının ittifak ve ittihadın sağlanması için olduğunu belirterek, "Bütün gayretimiz coğrafyamızda huzur ve güven ikliminin inşası içindir. İnşallah gücümüzün yettiği kadar vahdet için uhuvvetin tesisi için İslam âleminin birlik ve bütünlük içinde hareket etmesi için elimizle birlikte tüm gövdemizi taşın altına koymaya devam edeceğiz. Sadece yakın ve uzak coğrafyalarda değil, kendi ülkemizde de esasen bu şuurla siyaset yapıyor, 86 milyonun kardeşliğini ve kaderdaşlığını daha da güçlendirmenin yollarını arıyoruz" diye konuştu.
Mevlid-i Nebi Haftası boyunca düzenlenen etkinliklerin Hazreti Peygamberin örnek şahsiyetiyle birlikte ümmetin vazettiği ittifak ve ittihad siyasetinin de anlaşılmasına vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, haftanın insanlık için hayır getirmesini dileyerek sözlerini sonlandırdı.